[Latest News][6]

Ana Sayfa
Araştırma
Hakkımda
Kitap Önerisi
Yazılar

BU KİMİN HAYATI ?



   Özgür iradeyle yaratıldığımız söylenir. Ve nitekim de öyledir aslında. Fakat biz özgür iradeyle hareket edemeyiz. Dini seçimimiz, giyimimiz, düşünüş tarzımız bile özgür iradeyle değildir. Biz özgür irademizle beraber yaratıldık haklısınız ama bunu sosyal nedenlerden dolayı kullanamayız. Yada bir düşüncemizi insanlardan dolayı istediğimiz şekilde oluşturamayız. Hislerimiz bile kurgusaldır çoğu zaman.

    Bir elbise beğenir insan fakat bir başka insan beğenmedi diye vazgeçeriz. Düşüncemizin doğruluğunu insanların onayladığı kadar doğru sayarız. İşte bunların tek bir sebebi var "onay bağımlılığı".

   Kendi hayatımızı kendi istediğimiz şekilde geçiremeyiz, sadece onay verildiği sınırların içinde çizeriz. Seçmeyi düşündüğümüz bir meslek vardır ama sadece puanımız yettiği meslekler içinden. Peki bizim yaşadığımız bu hayat gerçekten ne kadar bizim ?

    Eğer şimdi istediğin bir şeyi derhal yapmana imkanın ve paran yetmiyorsa senin hayatın değildir o. Biz para biriktirip bir şeyler almaya çalışırken satın alınmış kendi hayatımızı görmeyiz. Ve satın alınmış hayatlar arasında yaşarken sisteme karşı hareket etmemizi kimse istemez. İsteklerimizi hor görmek, aşağılamak, inanmamak, ekonomik yetersizlik, gibi yollarla bizzat en yakınımızdaki insanlar bizi engeller. Buna yaşam gayesi yada ekmek parası derler. Fakat bir insan istediklerini ve sevdiklerini yeteri kadar iyi kalitede yaparsa sistem onun için çalışmaya başlar buna da "tersine mühendislik" denir. 


1) Kurgusal Duygular

   Birazda yazının başında söylediğim "kurgusal duygular" hakkında konuşalım. Bebekler etraftaki ebeveynlerini taklit ederek hayatı öğrenmeye çalışırlar. Verdikleri tepkileri çok iyi ölçer ve uygularlar. Çoğu zaman içimizde oluşan hisleri irdelemeden uzun zamandır alıştığımız tepkileri vermeye çalışır ağlarız, güleriz yada sinirleniriz. Hissetmemizin temel nedenini göz ardı eder ve daha uzun süre böyle devam ederiz. Kötü ve iyi hislerin hepsi için geçerlidir bu. İşte bu yüzden "Kopya Kalpler" oluştu.


2) Dinimizi Çevremiz Seçer

    Bu yazıyı okuyorsan büyük bir ihtimalle müslümansındır yada en farklı ateist olabilmişsindir.  Neden Müslümansın? Düşündün mü hiç. Yada hangi dine inanıyorsan neden inanıyorsun? Çok az insan bu sorunun cevabını arayıp buluyor. Bu sorunun cevabı bence çevren senin dini seçiyor. Bir düşün Arapların çoğu niye Müslüman yada Budistler niye Asya da fazla? 

    Doğdun ve her vakit camilere giden insanları gördün. Yada bayram namazlarına gittik büyük küçük. Ama şöyle düşün ya Budist çevrede büyüseydin ne olurdu? Tahminen onların ibadet şekillerine aşina olurdun ve Budist büyürdün. Ve seni bunun kendi seçimin olduğuna inandırırlar ve yalancı bir iman sergilersin. Kimsenin imanını ölçecek hadde sahip değilim yanlış anlamayın. Ama dediğim şeyleri oturup bir düşünün

3) Kim İçin Giyiniyoruz?

    Makyaj yapmış kadınlar ve marka kıyafetler giymiş erkekler arasında paramızın yettiği kadar güzelleşebiliyoruz. 
Aynanın karşısında 4 dakikadan fazla zaman geçiriyorsan güzel değilsin.
Diye söyler Japonlar.  Şimdi güzel bulduğun kadını yada yakışıklığı bulduğun bir erkeği yeniden değerlendir. Kendimizi soğuktan korumak yada ıslanıp hasta olmayalım diye değilde beğenilme kaygısı yüzünden onaylanmış giysiler giyip, sırf adı yüzünden fazla para öderiz. Eğer etrafınızda birinin marka takıntısı varsa yada öz güvenini giydikleriyle sağlıyorsa o kişinin giyimine eleştiri getirerek bir gününün kötü geçmesini sağlayabilirsiniz.
Çünkü o da bir onay bağımlısı.

    Etrafındaki insanlara bir bak. Nasıl hareketler sergiliyorlar, nasıl gülüyorlar, nasıl yürüyorlar, nasıl yaşıyorlar? Mutlak olarak hepsinin grupsal olarak bir benzerlik gösterdiğini göreceksin. İşte bu kopyalanmış beden ve zihinler içinde gerçek tavırları nasıl sergilersin? Onaya ihtiyaç duyarsın. Bazen kendinden bile onaya ihtiyaç duyarsın. Senin, benim, onların. Hiçbirimizin onaya ihtiyacımız yok. Tek ihtiyacımız olan kimseye zarar vermeden istediklerimizi yapmaktır.

Not: Yazı biraz fazla dağınık olmuş olabilir. Çünkü 3 farklı yazımdan 39 sayfadan sadeleştirerek okuma süresi 2 dakikaya geçmeyecek şekilde oluşturdum. Eğer uzun ve ayrıntılı halini isteyen olursa yorumlara mail adresini yazarsa atarım.

Özgür 'Kurucan

Hergün sizin için daha güzel içerikler oluşturmak için çalışıyoruz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Start typing and press Enter to search