ORYANTALİZM NEDİR?

ORYANTALİZM NEDİR?



Oryantalizm, diğer adı ile Şarkiyatçılık; Batı ülkelerinin akademik literatüründe yer alan bir düşünce akımıdır. Bu akımın kabaca tanımı "Batı ülkelerinin Doğu medeniyetlerini tanımlamakta kullandığı düşünce biçimidir".

Oryantalizmin tarihi tıpkı doğu ve batı arasındaki çatışmalar ve etkileşimler kadar eskiye dayanır. Bu düşünce akımının ilk tohumları Haçlı Seferleri'nin başlamasına kadar dayanabilir. Bu dönemde, Batı'nın merak ettiği ve dönemin şartları dolayısıyla hakkında çok bir fikir sahibi olamadığı bir doğu vardır. Ve tanımadığı bu doğuyu tanımlamaya çalışırken adeta bir toplum mühendisliği yapar ve gerçek doğuyla tamamen farklı bir toplum inşa ederek kendi halkına servis eder. Bununla beraber bu düşünce akımında Edward Said'in diliyle şöyle bir ahlak oluşur; "Oryantalizm gerçek doğuyu değil batının görmek istediği doğuyu aksettirir." Bu ahlak zamanla oryantalistlerin vazgeçilmezi olur ve oryantalizm doğu toplumunu analiz etmekten çok kanaatleri onaylamaya, doğudaki insaniyeti, ahlakı, gelenekleri, inancı kısacası toplumun her bir zerresini kendi dilleriyle tasvir etmeye memur birer "zan" makinesi haline gelir. 

Edward Said Kudüs'te doğmuş bir hristiyanken batıya eğitim görmek için gelen bir şarklıdır. Oryantalizmin etkilerine ve tepkilerine bizzat şahit olan biri olarak bu konuda kitap yazmış ve tartışmalara neden olmuştur. Ona göre Batı ülkelerinde doğulu olmak suçtur ve bu suçun tek nedeni doğulu olmaktır. Eğer doğuluysanız kimse sizin hangi dinden olduğunuzla bile ilgilenmez ve direk önyargıların hedefi haline gelirsiniz. Bugün ki İslamafobia dediğimiz şey bile oryantalistlerin yani doğuyu bilmeden kendi çıkarlarına göre bir doğu yaratanların eseri. 

Oryantalistlerin çıkarları ilk başlarda sosyal ve kültürel anlamdayken 17.yy'de ticari çıkarlarıyla da çakışmaya başladı. Ve batılı devletlerin o zamanki büyük şirketleri birer sömürgeci olarak o topraklara girdi ve gerçek bir hakimiyet kurdu.
Doğu ülkelerinin geneli müslümandı ve bu müslümanların üzerinde hakimiyet kurmak için bir grup insana ihtiyaç duydular. Bu insanlar müslümanlar ve sömürgeci devletler arasında resmi bir bağ kurdular. Bu grup kendilerine "müsteşrik" adını vermişlerdi. Bu müsteşrikler halkın arasına öyle girdi ki ilimlerini sadece doğu halkının zelil kılınması için harcadılar. Bunu dini tahrif ederek, müslüman veya hoca kılığında dini bozarak gerçekleştirdiler. İslam ve islam tarihini bir müslümandan kat be kat fazla bilen müsteşrikler bu ilimlerini sadece islamiyeti ve müslümanlığı zayıflatmak bununla beraber sömürgecilerin cebini doldurmak amacıyla edindiler ve kullandılar. Şuan hâlâ dini tahrif etmekte olan bir çok alim kılıklı Şarkiyatçılar aramıza, ülkemize kadar girdiler. Bu tip oluşumların farkında olmak bir nebze olsun belki bizleri uyandırır.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.