UYDURULAN HADİS(E)LER


Aslında bu gün anlatacağım konu aklınızı kurcalayabilir. Bu yüzden benimle aynı fikirde olabilir veya bana çok karşı çıkabilirsiniz. Fakat burada yazacaklarım benim araştırmalarım üzerine vardığım fikirlerimdir. Katılıp katılmamak size kalmış bir konudur. Eğer yazılarımızı beğeniyor ve düzenli okuyucumuzu olmak istiyorsanız "Nasıl Abone Olabilirim" bağlantısından bize nasıl ücretsiz abone olabileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Şimdi konumuza basit bir örnekle girelim. Siz bulunduğunuz ortamda sözü dinelenen önemli bir kişisiniz. Sizin bir sözünüz büyük olaylara sebep olabilir. Ve siz etrafınızdakilere sizin sözlerinizin kesinlikle değiştirilmemesini söylüyorsunuz. Fakat bir süre sonra sizin adınıza uydurulmuş sözler ortaya çıkıyor ve bu sözler asıl emirlerinizden daha önemli bir duruma getirilip bunlara bir önem arz ediliyor. Açıkça bu çoğu kişinin başına gelebilecek bir "laf değiştirme" durumudur. Bunu sadece mahalle dedikoducuları yapar sanmayın. Bunu yaparak adını tarihe yazdıranlar olmuş durumda.

Sıra geldi bu konunun içinde neler olacak sıralamaya..

  • Dinin Kaynağı
  • Peygamberin Hadis Yazımını Yasaklaması ve Dört Halife Döneminde Hadis Yazımı
  • Uydurma Bazı Hadisler
  • Son Mevzu

Dinin Kaynağı

Giriş itibariyle dinin kaynağını anlamak için böyle bir girişin daha mantıklı olacağını düşündüm. Aslında karşınızdaki biriyle din üzerine sohbet ederken ona önce onun dini kaynağının ne olduğunu sormanız en doğrusu olacaktır. Çünkü çoğu kişi tarafından din farkında olmadan geleneklere dayandırılıyor. Fakat yanlış geleneklerin terk edilmesi gereklidir. Bunu yanlış bulanlara Zuhruf Suresi'nden 4 ayetle örnek vermek istiyorum.

"Yoksa onlara bundan önce bir kitap verdik de ona mı yapışmaktadırlar?" (Zuhruf Suresi, 21.Ayet)


Hayır dediler ki: “Biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, onların eserlerini izleyerek doğruya varacağız.”(Zuhruf Suresi, 22.Ayet)

İşte böyle! Senden önce de bir memlekete elçi gönderdiğimizde, oranın servetle şımarmış elit tabakası mutlaka şöyle demişlerdir: “Biz atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, onların eserlerine uyarak yol alacağız.”(Zuhruf Suresi, 23.Ayet)
O da “Ben size atalarınızı üzerinde bulduğunuz şeyden daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” dedi. Onlar da “Doğrusu biz seninle gönderileni tanımıyoruz.” dediler.(Zuhruf Suresi, 24.Ayet)
Bu ayetlerden destek alarak; günümüzde de yaşatılan dine zarar veren geleneklerimizin terk edilmesi önemlidir. Çünkü bu yazı sırasında benim kullanacağım dinin kaynağı Kuran ve aklımdır. Allah'ın gönderdiği sistem olan dini saptırmaların, geleneklerin, keyfiliklerin ve sömürülmelerin sonucu ancak Kuran ve akıl dayanak alındığında ortadan kaldırılabilir bence. Aslına bakarsanız tarih boyunca dinin en büyük düşmanı mantık çerçevesinde sorulmuş sorular değil, yanlış benimsenmiş gelenekler olmuştur. Eğer blogumuzu yakından takip ederseniz Hristiyanlığın da benzer sebeplerden bozulduğunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. İsa'dan sonra onun adına, onun sözlerini kullanarak pek çok kitap yazıldı ve bu kitapların çoğu günümüze "İncil" adıyla çıktı. Bizim için önemli bir örnek oluşturan bu durumda dinimizi korumamız için uydurma olarak oluşturulmuş hadislerin dinimiz için Kuran kadar önemli bir kaynak olarak görülmesini terk etmek bence doğru olacaktır. 


Peygamberin Hadis Yazımını Yasaklaması Ve Dört Halife Zamanında Hadis Yazımı

“Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve ‘Yazdığınız şey nedir?’ dedi. ‘Senden işittiğimiz hadisler’ (sözler) dedik. Hz. Peygamber; ‘Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.’ dedi”
Bu El Hatib'den bir hadistir. Ve burada gördüğünüz gibi peygamberimiz kendisi hadis yazılmamasını söylemiştir. Bunu bile hadis kitaplarından görebiliyorsunuz. Şimdi diyeceksiniz. Ee kardeşim madem hadislere inanmıyorsun neden hadisle örnek veriyorsun? Elbette haklısınız fakat hadis kitapları neden bu emri dinlemeyip yazmaya tekrar başladılar? O kadar saçma sapan hadisler soktular ki hayatımıza siyah köpekleri öldürün bile dediler. Peki bu neden denir ki? İnsanın hayvanlar aleminden en yakın dostundan uzaklaştırılmasındaki sebep ne? Diye de sana burada tonlarca soru yöneltebilirim rahatça. Eğer El Hatib'den hadisle tatmin olmadıysan bir de Tirmizi'den örnek vereyim;


"Allah elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.” (Tirmizi, es-Sünen, K. İlm)

Eğer din hadislerle daha iyi öğrenilecek olsa neden peygamber hadis yazımını yasaklasın ki? Çok mantıksız.  Savunulan bu "hadislerle dini anlama" mevzusu aslı olmayan şeylerden biridir. Çünkü yazının devam kısımlarında uydurulan hadislerin bir kaçını anlatacağım. Böyle de hadis mi var birader demeyin o zaman. Araştırın okuyun. İsteyene mail olarak kaynak atarım! Ki bu hadislerin ülkemizde kaynak kabul edilmesinin temel sebeplerinden biri ise Osmanlı'nın Sünni bir mezheb ile halifeliği devam ettirmesiyle bu kadar revaçta oldu. Ve karşıt fikirler bastırdı. Dediğimi daha iyi anlamak için ise Hariciler'in ortaya çıkışını bilmek yeterli olacaktır. Çünkü Hariciler Kuran'dan başka kaynak kabul etmeyecekleri için son halife Ali zamanında ayrılarak mezhep oldular.
Şimdi de dört halife zamanında bu hadis yazılmasına nasıl bakılmış ona bakalım. 


Ebu Bekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı aramızda, onun helalini helal kılın, haramını haram görün.” (Zehebi, TezkiratulHuffaz 1/3; Buhari l.cilt)
Bu da konuyla ilgili Buhari'den bir hadis. Yani hadislere güvenen biriyseniz. Dört halife de hadis yazımına karşı çıkmışlardır. Yani neden karşı çıkmışlar bu hadisle rahatça anlarsınız. İsteseler kendileri hadis uydurup dini kendileri için daha sömürülebilir hale getirilebilirlerdi. Fakat bunu yapmamalarındaki temel sebep peygamberin onları tembihlemesidir. Kendi dönemlerinde isteseler çok rahat bir şekilde hadisleri toplatıp kitap haline getirebilirlerdi çünkü onlar zaten peygambere en yakın olan kişilerdendi. Ve bu kitabın içindeki hadisler yüksek doğruluğa sahip olurdu. Bu konuyu da en kısa şeklinde özetlediğimi düşünüyorum. Aklınıza takılanları yorum olarak yazarsınız. 


Uydurma Bazı Hadisler

“Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan 27 derece daha üstündür.” (Buhari Ezan 30; Müslim Mescid 249; Muvatta Cemaat 1)
Meselâ açıp Kuran'a bakın böyle bir sevap tanımlaması ve katlaması yoktur. Zaten niye olsun ki. İbadetin ibadete üstünlüğü olur mu hiç?


“Sol elinizle yemeyiniz, içmeyiniz. Çünkü şeytan sol eliyle yer, içer.” (Hanbeli 2/8,33)
Sırf bu uydurma hadis yüzünden solak olan pek çocuğun şiddete maruz kaldığı hâlâ oluyor. Kuran'da yasaklanmayan yeme içme şeklini nasıl olur da bir hadis yasaklayabilir ki?


“Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar şeytandır.” (Hanbeli 4/85, 5/54)
Siz Kuran'ın hiçbir yerinde böyle birşey gördünüz mü? Göremezsiniz de zaten. Böyle bir acımasızlık Allah'ın istediği insan profilinde yoktur. Peygamberimiz sırf yeni yavrulamış bir köpeği rahatsız etmemek için ordunun yolunu değiştirmiş bir insanken böyle söz söylediğini düşünmek garip değil. He bu verdiğim örnekte bir hadis. Tabi o da doğruysa... Köpekler konusunda bir de abdesti bozduğuna dair bir uydurma vardır.
Hayvanlar konusunda çokça uydurma hadis vardır. Misal horozların melekleri gördüğün için öttüğü, eşeklerin şeytanı gördüğü için anırdığı, farenin aslında Yahudi olduğu bu yüzden deve sütü içmediği gibi pek çok uydurulmuş hadis var.


“Cehennemde kâfirin azı dişi Uhud dağı kadar, derisinin kalınlığı da üç günlük mesafe kadardır.” (Müslim)
Kuran'da cehennem hakkında böyle birşey anlatılmamaktır. Cehennem hakkında olduğu gibi cennet hakkında da pek çok uydurma hadis ortaya çıkmıştır. Bunların hiçbiri Kuran'da tasvir edilen cennet ve cehennem profili değildir.


Son Mevzu

Hadislere inanlar gelip "Hadis olmadan nasıl namaz vakitlerini öğrenecektik" diye laf atacaklardır tahminen. Hemen burada onunda basitçe bir açıklamasını yapma gereği hissettim.

"(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür." (Hud, 11/114)
"Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir." (İsra, 17/78) 
" O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın." (Taha, 20/130) 
Bu 3 ayet namazın hangi vakitlerde kılınmasını zaten belirtiyor. Fakat siz bu zaman namaz kılın şunda kılın falan diye ayet ararsanız pek bulamazsınız. Tesbih ve hamd ile kast edilen namazdır.  

3 yorum:

  1. Meryem Anamızın 100 yıl önce Portekiz’in Fatima kasabasında ortaya çıkması tek görüntü gerçeğidir. Meryem anamızın başka yerlerde görünmesi Hristiyan yalanı olabilir. Ama Fatima tek gerçek ve hem Hristiyan hem de Müslüman dünyası içim önemlidir çünkü Fatima kasabası adını Peygamber Muhammed’in (SA)kızının adı Fatma'dan almıştır (SA). Bana göre hiçbir peygamber din getirmedi hepsi sadece insana layık biçimde nasıl yaşanır onu öğretmeye geldiler. Âmâ bu öğretileri din kisvesi altında yutturanlar bunu sadece toplumları birlik altında tutmak ve özellikle vergileri kendilerine yönlendirmek işçim yaptılar. Ben din şeytan işidir diyorum çünkü insanlık tarihine ayırımcılıktan başka bir şey getirmemiş ve milyonlarca insanın kanına girmiştir. Bu dünyada önce din ve sonrada komünizmden başka en fazla can alan ideolojiler gelmemiştir.
    Şayet cehennem var ise bildiğimiz tanıdığımız milletin kafasını yalan dolan ile dolduran bu ulemalar var ya işte cehenneme en önde girecek olanlardır çünkü bunlar yalan hadislerle masum insanların kanına girmişlerdir. Bana göre bugün ortaklarda dolaşan hadislerin belki %5 oranı gerçekten peygamber Muhammed’e (SA) aittir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zaten ben de yazımda sizin yazdıklarınızın aksi yönde birşey yazmadım. Bence de hadis dini kendi çıkarları için kullanmak amacıyla ortaya çıkarılmıştır.

      Sil
  2. “Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve ‘Yazdığınız şey nedir?’ dedi. ‘Senden işittiğimiz hadisler’ (sözler) dedik. Hz. Peygamber; ‘Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.’ dedi”

    İslamiyet Peygamber Muhammed’in öldüğü andan itibaren yoldan çıkmıştır. İslamiyet Muaviye nin Hasan’ı (SA)ve oğlu Yezidin Hüseyin’i (SA) öldürterek Emevi hanedanını kurduğu andan itibaren yoldan çıkmıştır. Ha! bu arada Ali’nin fazla vergi alması sebebiyle öldürülmesi ayrıca düşündürücüdür.
    Unutmayalım ki Hanefilik Emevi hanedanından gelir. Bu yüzden bana Hanefilik ve Şiilik arasında hakemlik yapmam önerilse Şiilik haklı derim. İslam’ın bu iki mezhebe ayrılması tamamen politiktir. Ve o zamanlarda birde tarafsız olanlar vardı ve bana göre işte o tarafsız kesim (Muaviyeciler, Aliciler ve tarafsızlar) aslında Peygamber Muhammed’i (SA) en iyi anlamış olanlardı diye düşünmeden edemiyorum.
    Ayrıca bugün dini inançlarını onun bunun (ulemalar/ şarlatanlar) yazdıkları kitaplarla pekiştiren milyonlarca insan tanımaktayız. Bunlardan biriside cübbeli hocadır.

    Hristiyan dini 1500 lü yıllarda Martn Lutero vasıtasıyla bir Rönesans dönemi geçirmiştir ve bildiğimiz Protestanlık (luteryanlık) ortaya çıkmıştır. İslamiyet ise bir Rönesans dönemini Mevlâna Celaladdin-Rumi ile yaşamaya kalksa da başarılı olamamıştır. Yaşadığı şehir Konya bugün Türkiye’nin en yobaz şehri olup Mevlâna öğretilerinde nasibini almadığı gibi en güzel dini iki yüzlülük örneği gösterip Mevlana üzerinden para kazanmaktadırlar.

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.