Ana içeriğe atla

Yayınlar

Yazılar etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

PARA, PARA, PARA

PARA, PARA, PARA Özgür: Hey Napolyon! Hadi gel bu yazıya başlığı sen koy. Napolyon:  Tabi abim yeterki sen iste! Nasıl birşey diyim? Özgür:   Sadece ve anlaşılır olsun. Napolyon:  Para, Para, Para! (Orjinal metin: “ d'argent, d'argent, beaucoup d'argent ”) Bu nasıl iğrenç bir giriş diyerek bana Zeugma’daki Çingene Kız mozaiği gibi bakmayın lan! Para, İnsan ve Doğa Para Varken İnsan Para Yokken İnsan Parasız Özgürlük Olur Mu? Para, İnsan ve Doğa Para, insanı ele geçiren insan icadı! Düşüncelerimizi, hayallerimizi ve kendimizi dahi satın alan değerli kağıt parçası. İnsanlar ona sahip olmak için hergün ortalama günlerinin 8 saatini satmaktalar. Sırf bir kaç kağıt için… Nedense bana hep garip gelir ta ki parasız kalana kadar. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık tutulduğunda, beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak. Bu kızıl derili sözü çok bilinir ama bir o kadar da hoşuma gitmiştir hep.  Önce

BENİ DİN İLE YORMA!

BENİ DİN İLE YORMA! Din yorgunluğu nedir? Popüler kültürün etkisiyle ortaya çıkmış yepyeni bir kavram var bugün karşımızda. Din yorgunluğu; insanlar üzerinde etki oluşturmak veya dini alet edinmek için insanları dinsel olgulara veya doğrudan din olgusuna yoğun şekilde maruz bırakma olarak tanımlayabiliriz kısaca. Bir akşam herhangi bir kanalda izlediğim televizyon programında duydum “din yorgunluğu” terimini. Tam manasıyla yaşadığım şeyi ve bu konudaki düşüncelerimi anlatan bu iki kelimeden duyduğum ilk  andan itibaren fazlasıyla etkilenmiştim. Kendime bu denli yakın gördüğüm bir şey hakkında araştırma yapmayı ve bunları yazmayı istedim. Araştırdığım süre boyunca bu konu hakkında makale ve denemelerin yazılış tarihleri de en az yazılan kelimeler kadar beni etkiledi. Popüler kültürün din olgusunu son 7 yıldır etkilediğini ve  son 3 yıldır ise etkilerin derinleştiğini düşünmüş ve bu terimin çok eski olmadığını tahmin etmiştim. Sanırım tahminlerimde baya yanılmışım. Bu konuda

TANRI'NIN TERAZİSİ

TANRI'NIN TERAZİSİ   Bu yazıda ölmüş insanlığımızın otopsisini beraber yapacağız. Bu gün kıssalardan bildiğimiz Eyyüp peygamber'in vücudunu kurtlar sarmıştı. Canlı canlı yiyorlardı onu. Noldu ufak bir tiksindin mi? Gerçeği yüzüne vurmak gerekirse eğer bu gün  Eyyüp peygamberin vücudunu sarmış kurtlar içimiz de. Tam kalbimiz de. Nesnel olan kalpte değil tam konumu ise yürek! Bu gün Tanrı'nın iyilik ve kötülük terazisini biraz farklı olarak konuşacağız. Ve yine size yazımın sonunda bir kitap önerisi yapmayı düşünüyorum. İnsan büyürken pek çok şey kazanır fakat asıl kaybetmemesi gerekenleri kaybeder. Bir bebek gördüğümüzde mutlu ve huzurlu olmamız ise bizim kaybettiklerimizin hala onda bulunmasıdır. Masumiyet, iyilik ve sevgi. İşte bunlar büyürken kaybettiklerimiz. Hiç bir insanı yada hayvanı küçük bir çocukken sevdiğiniz gibi sevemezsiniz. Çünkü sevginiz kirlenmiştir. Bireysel olarak değil insanlık olarak da büyürken çok şey değişti. Kendimizi uygar zannediyoruz. Bu y

BAŞARIYLA ZEHİRLENMEK

 BAŞARIYLA ZEHİRLENMEK Bu yazıda aslında tabiri caizse bize itelenen başarı tipini konuşmak istiyorum. Fakat bu yazının ilerleyen kısımlarında bazı şeylerin farkına varacaksınız ve bu farkındalığı daha iyi anlamanız için size kitap önerileri ve okunması gereken 2 yazardan bahsedeceğim Yazıda Neler Konuşacağız? Ufak Eleştiri Başarı Zehri Başarının Gerçeği Zenginlere Göre Başarı Gerçek Başarıyı Anlatanlar Ufak Eleştiri   Sınavlar, işler, okullar ve dershaneler bunların hiçbiri bize iyi insan olmayı vaadetmezler. Tek vaadleri sınavlarda sözde başarı iyi iş sahibi yapmak veya iyi okullarda okumamıza yardımcı olmaktır. Eğitim kendi bilişsel şemaları yapılandırmaktır. İnsanın bir nevi kendini yaratmasıdır. Eğitim kurumları adı altında hizmet veren kuruluşlar asla bir kişiye formüller ve gereksiz metinlerden başka birşey katmazlar. Çünkü kimse edebiyat dersinden geçmek haricinde şiir öğrenmek istemiyor artık. Yada matematik öğrenme amacımız birşeyleri daha iyi bilmek için

TASLAK HEDEF

TASLAK HEDEF         Bu yazıyı yazma sebebim faydasını gördüğüm bir alışkanlığımı sizlerle paylaşmak. Daha önce bu yöntem başkaları tarafından kullanıldı mı bilinmez ama tamamen kendi deneyimlerimle bulduğum bu alışkanlığı anlatma sebebim başka insanlarında fayda görmesi. Bunu bugünlerde yazma sebebim ise yaklaşan yeni yıldan dolayı herkesin hedef listelerinin dolduğunu düşünüyorum. Ayrıca bende kalacağına yazıda kalsın değil mi?        Taslak hedef  uygulamasının benim hayatımdaki tanımıyla başlamak istiyorum. Hedeflerimizin isteklerimizden doğan şeyler olduğunu biliyoruz; yapmak istediğimiz şeyin hedefe dönüşebilirliğini ölçmemize yarayan bir deneme süresi olarak tanımlayabilirim. Aynı zamanda bu sürede hedefin bize getireceği ve götüreceği şeyler hakkında bilgi sahibi olurken birçok soruya da cevap bulabiliriz. Böylece isteğimizin hedefimiz olup olmayacağına karar verebiliriz.        Taslak hedef belirlerken yeni yılda veya hayatınızın herhangi bir döneminde hedef ola

MOTİVASYON NEDİR? NE DEĞİLDİR?

MOTİVASYON NEDİR? NE DEĞİLDİR?           Yaptığım araştırmalardan ve öğrendiğim birkaç bilgiden sonra kendimi bu yazıyı yazmaya hazır hissettim.  Fark ettiğim  şey şu ki yazılarımda hep modern yaşamın kötülüklerinden bahsediyor ve bazı şeylerin sebebi olarak görüyor,  gösteriyorum bu olguyu.  Bugün de tam olarak bu yoldan gideceğim. Ben şaşırmadım verdiğim bu karara sizler de şaşırmazsınız umarım.            Yeni nesil insanlar da olsak hala bir şeyleri gerçekleştirmeye,  sorumlulukla rımızı  yerine getirmeye, derslerimizi çalışmaya,  projelerimizi   yetiştirmeye mecburuz. Ama gelin görün ki asla hareket etmeye mecalimiz yok. Yerine getirmemiz gereken işlerin olduğunu bilen, sorumluluk sahibi insanlar olarak hareket ettirdiğimiz tek şey arama motorlarına “motivasyon videoları” yazan parmaklarımız.              Motivasyon (güdülenme) kelime kökü olarak  motiv  (güdü)  sözcüğüne dayanıyor, ileri sürülen bir görüşe göre de motiv ve motor aynı kökten geliyor. Tepki  doğ

Kitap Mı? O da Ne?

Neden Kitap okuyorduk? Neden Kitap Okuyacağız?          Başlıktan da anlaşıldığı üzere bu yazı iki soruya cevap olacak. Sizinle beraber ben de düşüncelerimi ve fikirlerimi öğreneceğim. İnsan yazmadan hiçbir  şey  öğrenemiyor  doğrusu; özellikle de düşüncelerini.          “Bundan yıllar  yıllar  önce” demek isterdim fakat taş çatlasın otuz sene öncesine kadar -yazar burada bilgisayarın ve internetin ne kadar süredir toplumun hizmetçisi olduğunu tahmin etmeye çalışmıştır-insanlar her şeyi kitaplardan öğreniyordu. Kitaplar bilgi aktarımının değişmez aracıydı. Yani bu yoğun internet çağından önce bilgi öğrenmek istiyorsanız kitaplara başvurmak zorundaydınız. O yüzdendir ki kitap okumak bir bilgelik göstergesiydi. Öğrenmek isteyen insanlar buna mecburdu. Bunun yanı sıra edebiyat  bir  sanat o larak tarihte yerini  aldı .  Hatta bir dönem edebiyat eserlerinden çok edebiyat dergileri sattı. Bu tam olarak şunun göstergesiydi insanlar öğrenmek için okumaya  devam  diyordu. 

En Ucuz Hayat Dersi: 20 TL

  Şahsi fikrime göre erkek çocuklarının babalarından aldığı dersler onların ileri yaşlarında çok önemli oluyor. Fakat çocukken bu ders bizim aklımıza pek düşmüyor, fark etmiyoruz. Altını üstünü düşünmeden babamıza kızıyoruz! Genelde öyle oluyor. Yani bende öyle oldu daha doğrusu... Ama o fark etme durumu var ya; işte o durum günlerce yüzümü gülümsetti. Babamın ne kadar zeki bir insan olduğunu fark ettim. Çocuk eğitimi üzerine tonlarca kitap okumuş olabilirsiniz. Bunların büyük kısmı ise sadece teoriktir. Bizim kültürel olarak kültleşmiş eğitim şeklimiz aslında bizim kültürümüzün devamını sağlıyor. Ve bu kültürel ve olayı bağlı eğitim her zaman aklımızın köşesinde bir yer ediyor. Şimdi size kendimin bu konuda olan bir anımı anlatmak istiyorum.   Eve ilk bilgisayarım alındığında çok heyecanlanmıştım. Her çocuk gibi direkt bilgisayar oyunlarına saldırdım. Oynaya oynaya bu beni sıktı. Çünkü ben işin "Oyun nasıl yapılıyor?" kısmına merak sardım. O zamanlar daha yaşım 12-13.

ÖTEKİLEŞTİREMEDİKLERİNDEN MİSİNİZ?

ÖTEKİLEŞTİREMEDİKLERİNDEN MİSİNİZ? Topluluk oluşturma, oluşturulan topluluğun içerisinde yer alma isteği her ne kadar içgüdüsel varlığını sürdürse de uzun yıllardır birçok oluşum eliyle bizlere enjekte edildi. Bugün her kesimde ayrımcılık, önyargı ve farklı olanı ötekileştirme mevcut ancak bu yazının konusu daha kapsamlı ve tehlikeli olabilecek şeydir.  Öncelikle geniş kitlelere hitap edecek, bir coğrafyayı etkisi altına alabilecek insanî bir değer düşünün. Fakir, zengin, genç, yaşlı herkesi etkisi altına alabilecek değer; şüphesiz ortak bir inançdır.  İnsan psikolojisinin, geniş kitlelerle ortak payda da buluşma eğiliminin yanı sıra; buluşulan ortak payda eğer kitlesel bir harekete dönüşme potansiyelindeyse algı yöneticileri tarafından kolayca yönlendirilebilir.  Bu yüzdendir ki, dönem dönem dinlerin bünyesinde çeşitli oluşumlar( cemaatler) veya inançsal farklılıklar baş göstermiştir.  Bu geniş çaplı oluşumlar bir coğrafyada görülebilecek en büyük gruplaşmaya örnektir. Her kesi